'Benzemez kimse sana...'

'Benzemez kimse sana...'

Akşam saatleriydi. Gün geceye kavuşmuş, vuslata ermişti. Şubat gibi küçücük bir aya sığdırılmış, kocaman etkisiyle kalbimizdeki o hassas yeri sızlatmış sevgililer gününün hemen ertesiydi. Bir yandan az sonra sinemaya gitmek üzere hazırlanırken bir yandan da nicedir okumam için elime tutuşturulmuş notlara göz atıyordum. Telefon çaldı. Çok sevdiğim bir dostun o sıcak, içten sesi gülümsetti beni. Merhaba-nasılsın faslından sonra annesinin, vefat etmiş eşi için yazdığı şiiri dinlememi istedi. Usulca oturdum koltuğa, kapadım gözlerimi. Genizden gelen tok sesi ile şiiri ta hücrelere nakşettiren duygu yüklü bir ahenkle babası için yazılan şiiri okumaya başladı;

“Sevilecek yanlarını aramadan sevdim.
Seni nasıl sevilir diye sorgulamadan sevdim.
Bana, ben olduğum için özel davranmanı sevdim.
Beni değerli bulduğunu hissettirdiğin için sevdim.
Sevgini bana yük gibi yüklemediğin için sevdim.
Her sevginin sağlam olmadığını çok iyi biliyordum.
Seni, sevginin sağlamlığına inandığım için sevdim.
Benim imkânsızlarımı aştığın için sevdim.
Paylaştıklarımızı sorun etmeden, kendini hep yanımda hissettirmeni sevdim.
Benim için hep yapmak isteyip de yapamadıklarını bana anlatmanı sevdim.
Seninle nerelere gittiğimizi bilmeden çıktığımız yolları sevdim.
Hep unuttuğun özel günleri, güzel günlere saklamanı sevdim.
Ben seni, sevgililer günü bilmeden sevdim.
Ben seni sevgilim diyemeden sevdim.

Necip Fazıl’ın dediği gibi;
‘Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni bekledim kadar…’

Sevmek, beklemek dedim de sevdim.
İçilen sigara dumanlarında senin hayalini kurmayı sevdim.
Seni, Sevgililer Günü’nü bilmeden sevdim.
Seninle senenin her günü sevdim.
Hayata ve kadere sitem etmeden yaşadığın için sevdim.
Seni, sevdiklerine veda etmeden gittiğin için sevdim.
İşte bu yüzden benim de ömrümün son günü,
Sevgililer Günü olacak, biliyorum!

Şiir bitti, ben bittim. Onlarca siyah-beyaz fotoğraf uçuşmaya başladı zihnimin derinliklerinde. Soluk gaz lambasının aydınlattığı bir odada, radyodan duyulan ‘benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım…’ şarkısıyla el ele oturan çifti görür gibi oldum az ileride. 
Ve işte şiirin yazarı, aşkın varlığına inanmayanları susturabilecek bu içten dizelerin mimarı Nesrin Malkoç, telefonun karşı tarafındaydı.
‘Nasıl, beğendiniz mi’ diye soruyordu.
‘Beğenmek mi’ dedim;
‘Bayıldım, şaşırdım, oturduğum yere mıhlandım. 
Nasıl bir yürek, nasıl bir sevmek ki bu, o yanında olmasa dahi, bu büyük sevdayı hala içinde yaşatabilmek, yıllar sonra bile bu şiiri yazdırabilmek…’
-‘ Hatırlayışımda genzimi yakan hüzün, sevgi kokuyor yavrum’ diye cevap verdi, telefonun ucundaki o zarif, asil ses.

Yarım kalmış ama sonsuzluğa uzanmış gerçek bir aşk hikâyesinin çaresiz burukluğunu yaşarken bir yandan da tarifi imkânsız bir heyecan, mutluluk, zıplama isteği duyuyordum içimde;
‘Biliyordum işte, biliyordum.
Var hala böyle aşklar, efsane sevdalar.
Aşk diye bir şey yoktur, kandırma kendini diyenlere inat, bir yerlerde, bir şekilde yaşanıyorlar.
Eros, hedefi doğru tutturabilse, oluyor bakın bir şekilde.
Maharet sevmeyi bilmek kadar sevilecek kişi olabilmekte.
Gördünüz mü, haklıymışım işte…

GönderBabasını, çok erken bir zamanda, ani bir ölümle kaybetmiş Nesrin hanım. Baba, gölgesine sığındıkları çınardır, evlatlar için. Oysa dağdır yaslandıkları, kız çocukları için. Kardeşlerini üzmemek için saklamış bu acıyı içinde, gömmüş yüreğine. Böylece bir yanı eksik kalmış, gençliğini ıskalamış. Sonra 19 Mayıs Gençlik Bayramı Provaları sırasında O’nunla tanışmış. Ve Sedat Malkoç, karizması ve yakışıklılığıyla eksik kalan o yanı tamamlamış. Sevdiği kadın artık incinmesin diye bir koza örmüş etrafına ve onu herhangi bir masaldan yeryüzüne inan bir prenses olduğuna inandırmış. Bu aşkın karşısına kimse çıkamamış. Neşesiyle, hüznüyle, iyisi, kötüsüyle tam otuz iki yıl geride kalmış. Soğuk bir şubat günü er kişi Sedat Malkoç, cennette buluşmak üzere, veda etmeden bu dünyadan ayrılmış;
Geride ise dimdik, mağrur bir eş, iki yürekli evlat ve melek torunlar bırakmış…

Siyah-beyaz fotoğraflar pek yok artık, defter aralarında kurutulmaya bırakılmış güller de yok. Pembe kâğıda uzun uzun yazılmış mektuplar da bitti. Şimdi yeni nesil telefonlarda, 140 karaktere sığdırmaya çalışıyoruz sevgimizi, karaktersizce. İsimlerin baş harflerinin kazındığı ağaçlar çoktan kesilmiş, salaş kahvedeki bir ayağı kırık tahta masa, şöminenin birinde odun olup gitmiş.
Oysa aşkı, gözünden tanırdık biz.
Her şey değişse de değişmeyen iki şeyden; bakışından ve gülüşünden.
Bir de sadakat nedir bilen, midede uçuşan kelebeklerden…

Eski, naif ve sağlam aşkları hatırlattı Nesrin hanımın, sıcacık şiiri.
Sevgililer Günü’nü bilmeden ama her gün sevgili olup bunu kutlayabilen çok özel bir çiftin, henüz bitmemiş sevgisi.
Eşinin vedalaşmadan gitmesinin budur belki sebebi,
‘Daha bitmedi, sürdüreceğiz sevgimizi…’
Enteresan bir tesadüftür ki, yazının yayınlandığı bugün O’nun ölümünün on üçüncü sene-i devriyesi.
Kim bilir,
O istemiştir bu şiirin, bugün yayınlanmasını belki, öyle değil mi?
Siz şiirinizde Necip Fazıl’ın dizelerine yer verdiniz Nesrin Hanım, bu durumda ben de size Atilla İlhan ile cevap vereyim, bu sevdayı özetleyeyim;

‘Ayrılık da sevdaya dâhil
Çünkü ayrılanlar hala sevgili…

CANSEN ERDOĞAN
Twitter’dan takip etmek için 
@cansenerdogan

Konuyla İlgili Yorumlar
  1. Jerrod

    There are many examples of pet homeowners sacrificing personal needs so as to provide their pets what they think they want. Adding to the confusion of pet homeowners of what brand to choose would be the countless hypes surrounding dog foods. Have a look at my web page :: Most common diseases of dogs

    Milo

    Awesome! Its genuinely remarkable article, I have got much clear idea concerning from this paragraph. Here is my homepage: w88

    Rashad

    Your way of explaining all in this piece of writing is in fact nice, every one can easily know it, Thanks a lot. Also visit my webpage: home appliance

    Abby

    education 4 equity reviews and mp education news and education law jobs and mp education minister name and x health jeffreys bay and health o meter scale. Stop by my blog: lifevent.ir

    Coleman

    That is for the nesting materials. It’s lighter than wooden shavings, even when wet, so that you can’t really compare length of use by weight alone. Let your hamster run round on the flooring outside of the cage every day for some time. Here is my web page; Dog Care Tip Site

    Brandie

    Depending on what sort of cage you get your hamster - like a cage or a large glass tank - you may need roughly house taken up. The hamster home maze is fairly huge so be certain you have got enough area for it in the hamster’s cage. My web site: Hamster Care Tip Site

    Shella

    Nice blog here! Also your site loads up very fast! What web host are you using? Can I get your affiliate link to your host? I wish my website loaded up as quickly as yours lol my website - a 154 sector 63 noida

    Christine

    Terrific article! That is the kind of info that are supposed to be shared across the net. Disgrace on the seek engines for not positioning this post higher! Come on over and talk over with my website . Thanks =) Review my web blog; สุ่ม เลข

Yorum Bırak

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>